koruma2015müessesekendiasilsürekliyetinmek almakla tedbir       inanmamaya yalanlarına gazeteciyalanları
Son Dakika
25 Mart 2019 Pazartesi
10 Ocak 2019 Perşembe, 13:26
sebahattin yaman
sebahattin yaman sebahattinymn@hotmail.com Tüm Yazılar

ATATÜRK VE BASIN ÖZGÜRLÜĞÜ

10 Ocak çalışan gazeteciler günü.

       Bugün nedeni ile, çeşitli kesimlerdeki yetkililer, basının NE KADAR KUTSAL  bir şey olduğunu anımsayıp!, demeçler yayınlarlar. Basını kendi uşakları yaptıklarını veya yapmaya çalıştıklarını yadsıyarak.

       Bizlerde bu günde, Ülkemizin kurucusu, Ulusumuzun önderi Mustafa Kemal ATATÜRK’ün basına bakışını sizlere aktaralım istedik.

       Bakalım günümüz politikacılarının veya bürokratların basına bakışlarına benziyor mu?

ATATÜRK, Türkiye Cumhuriyetinin kurucusu ve önderi  olarak, basın özgürlüğü konusunda şunları vurguluyor:

 

          “İnsanların para ile yaptırdıkları basın mücadeleleri vardır.

 En adi yalanları yaymada basının kullanıldığı çokça olmuştur.

Basın ve fikir özgürlüğünün karşılaştığı başka tehlikeler de vardır. Basının ve hatta düşünce derneklerinin, Ulusual  Hükûmetin  etkisinden kurtularak, siyasi veya ekonomik gizli amaçlara alet olmasından korkulur. Basının para ile satın alınabilmesi, uluslararası yüksek para aleminin basın üzerinde gizli etkisi veyahut sadece yabancı devletlerin örtülü ödeneklerinin etkisi, işte bunların kamuoyunu kandırma ve yanıltmasından tamamıyla korkulur.

           Fakat, hürriyetten çıkacak bu kötülükler asla çaresiz değildir.

İlk önce basın hürriyetine yasal bir sınır çizilir.

İkinci olarak gazeteler, özel bir teşkilat kurarak bununla kendi üzerlerinde ahlaki bir tesir meydana getirirler. İlk zamanlarda, bir işten başka bir şey olmayan gazetecilik, sosyal bir müessese haline gelebilir. Bundan başka, halkın fikrî ve siyasi terbiyesi de bir güvencedir. Halk, çeşitli gazeteleri okumaya ve onları birbirleriyle kontrol etmeye ve gazeteci yalanlarına inanmamaya alışır.

Bütün bunların üstünde, her şeyin açık olması sayesinde iyi niyetin gelişeceğini ve çok önemli meseleler üzerinde iyi niyet sahibi insanların daima çoğunluğu oluşturacağını kabul etmek uygun olur.

Çünkü, ‘Her zaman dünyanın yarısını ve bir zamanda  dünyanın hepsini aldatmak mümkündür.  Fakat, bütün dünyayı her zaman aldatmak mümkün değildir.’ Tecrübe göstermiştir ki, insanların her şeyi söylemelerini önlemek asla mümkün değildir. Fakat, Millî terbiye ve büyük manevi kuvvetlere karşı Hükûmetin uygun şekilde hareketi sayesinde, isyankâr fikirlerin yayılmasına müsaade etmeyecek sosyal bir çevre yaratmak mümkündür.

Herhalde, her şeyin söylenmesine müsaade etmek ve bunun karşısında söyleyenlerin harekete geçmesini bekleyerek tedbir almakla yetinmek anlamsızdır.

          Bütün halkın harekete geçtiği gün, onları durduracak kuvvet yoktur. Doğal olarak bir sağlığı koruma olduğu gibi, sosyal bir sağlığı koruma da vardır. Her ikisi aynı prensibe dayanır. Maddî mikropları yok etmek mümkün olmadığı gibi, manevî mikropları da yok etmek mümkün değildir. Fakat, şahsın vücudunda fizyolojik bir sağlık yaratmak mümkün olduğu gibi, sosyal bünyede de manevî bir sağlık yaratmak, bu şekilde bir direnç ortamı hazırlamak mümkündür…”

 

ASIL BÜYÜK GÜVENCE

 

            Görüldüğü gibi, ATATÜRK “uluslararası yüksek para aleminin ve yabancı devletlerin” kamuoyunu yönlendirme faaliyetine sınır çekilmesi gerektiğini belirtiyor.

ATATÜRK’E göre, asıl çare yasaklar değil, halkın bilinçli eylemidir..

 

        Yazımızı bir büyükelçinin gazetecilik konusundaki sözleriyle bitirelim

 

İKİ ÇEŞİT GAZETECİ VARDIR

Venezuela Cumhuriyeti Türkiye Büyükelçisi Reyesin dediği gibi

İki çeşit gazeteci vardır; araştırma yapan, milyonlarca insana ulaştıracağı bilgi için çalışan, verileri karşılaştıran ve habercilik işini yerinde yapan ciddi gazeteciler, bir de yani Paralı Askerler vardır ki medyatik diktatörlüğün hizmetinde, onun kötülüklerini toplumlara sunarlar.

ÜLKEMİZDE

Ülkemizde ise son dönemlerde maalesef gazeteciden halkla ilişkiler görevi yapan kişilerden beklenenle bekleniyor. Unutulmaması gerekir ki Gazeteci:

Doğru bildiklerini yazan, halkın haber alma hakkını kullanmasına yardımcı olan kişidir.

Halkla ilişkiler elemanı ise, kişi veya yöneticilerin sürekli iyi ve olumlu yönlerini yansıtan ve onun reklamını yapan kişidir.

Gazeteciyi halkla ilişkiler elemanı olarak görmek, toplum adına en büyük yanılgıdır…

 

 

Aajans Matbaacılık Ve Vasım İşleri Tasarım ve Programlama: Soner Solak