20 Aralık 2019 Cuma, 07:24
sebahattin yaman
sebahattin yaman sebahattinymn@hotmail.com Tüm Yazılar

DOKUNULMAZLIĞI ÖĞRENDİLER

 

Çivril de devletin okulundaki 10 ton kömürün akıbeti tartışılıyor.

Öncelikle bu haberi kamuoyuna taşıyan meslektaşlarımı kutlarım.

İddialarla ilgili okul müdiresi gözaltına alındı. ifadelerine başvuruldu ve  konu adliyelik oldu.

Bu noktada biz basın mensupları olarak çok fazla yorum yapma hakkına ve yetkisine sahip değiliz yasal olarak.

Ancak madalyonun bir başka yüzüne bakmak gerekir.

Bu olayı anlamak için biraz gerilere; Mehmet ÖZCAN dönemindeki Milli Eğitimin yönetilme biçimine bakmak gerekir.

Yaklaşık 8-10 yıl önce bu iddia muhatabı olan Müdire hanımın oğlu “Erasmus” yani Avrupa’daki öğrenci değişimi kapsamında  5-6 defa yurtdışına çıkma ayrıcalığını elde etmişti. Başkalarının çocukları, zavallı birçok veli’nin çocuğu bir defa bile yurt dışına gidemezken onlara bu ayrıcalık tanınmıştı.

Bu ayrıcalığı buna kim sağlamıştı sorusunun yanıtına gelince.

Elbette ki yakın bir tarihte Nihayet Çivril’deki Milli Eğitim Müdürlüğü görevinden alınan Mehmet ÖZCAN’dan başkası değildi bu isim.

Dolayısıyla bu müdire hanıma “Mehmet ÖZCAN’ın ekibinden” demek için Kahin olmamız gerekmiyor.

Hiç şüphesiz Mehmet ÖZCAN bu müdire Hanım başta olmak üzere ekibi olarak gördüğü bir avuç insana “ÇALIN. HIRSIZLIK EDİN. SOYSUZLUK EDİN” dememiştir herhalde.

Onlar da başta müdire hanım olmak üzere  “Çalayım. Ben devletin malına parasına göz dikeyim” mantığını taşımamışlardır.

Çünkü, böyle bir adımın çabuk açığa çıkacağını bilecek kadar akıllı olduğunu düşünüyorum bu insanların.

Bir şey öğretmiştir Mehmet ÖZCAN ve Mehmet ÖZCAN gibiler koruması altındakilere.

DOKUNULMAZ oldukları, keyfi davranış hakları oldukları izlenimini vermişlerdir.

Dokunulmayacakları için başkalarına vermedikleri hareket serbestisini vermişlerdir onlara.

Sayın müdire hanım da  kendisini Mehmet ÖZCAN dönemindeki gibi dokunulmaz veya hareket serbestliğinde  olarak görmüş olabilir.

Bu kömürleri satarak okula başka malzeme alma isteğinde de olabilirler.

Ama işler  öyle olmuyor. Kurumlar öğle yönetilmiyor. Gelen zimmetli. Eksik talep ediliyor, ona göre de kendilerine tahsis çıkıyor.

Yani “Ben bu perdeleri beğenmedim satayım. Bu masayı beğenmedim satayım. Yenisini alayım. Yerine başka bir şey alayım” Deme lüksü yok kamu görevlilerinin.

Yok öyle bir şey. Oralar babamızın Çiftliği değil. Mehmet ÖZCAN ve Mehmet ÖZCAN gibiler “Bendensen her şey mübah, değilsen kendi görevini bile zor yaparsın” anlayışını yerleştirmiş olabilirler.

Buradan çıkarılması gereken ders: Kimsenin elemanı, kimsenin personeli değil. Devletin personeli devletin elemanıyız…

Asıl dokunulmazlığın, yasaların emrettiği, Devletin emrettiği gibi davranmaktan geçtiğini unutmamamız gerekiyor…

**********                  ***************                                                *******************

Çivril Tapu Müdürü hakkında soruşturma açılmış.

Müdür, daireye işlem yaptırmaya gelenlerin çoğundan işlemleri hızlandırma adına para istemiş…

İşi acele olanları, dairenin borcu var diyerek esnaflara gönderip para ödettirmiş…

Kimisinden viski,

Kimisinden rakı içmiş,

Parası olanın işini görmüş, parası olmayanı da bugün git, yarın gel diyerek işkence etmiş.

İddialar, tapuya gidip işlerini parayla gördürenlerin iddiası.

Bu iddialar sonucu Müdür hakkında soruşturma açıldığı iddia ediliyor.

 

Vatandaşların tapudaki evrakları kaybolduğunda (bunun çok olduğu söyleniyor ) “Evraklarınızın aslı noterde.  Noterden aslını çıkartın” diyerek hem kaybı güya saklamış  oluyor, hem de vatandaşları tapu yerine notere sevk ederek işkence etmiş oluyorlar.

Hiç alakası olmayan vatandaşların gayrimenkullerine ipotek konuluyor. Bu tapuda araştırılıp yanlışın kaynağı kendileri olduğu bulunup söylendiğinde “Yanlışlık olmuş. Düzeltiyoruz” diyerek vatandaşı sakinleştirmek çabasına giriliyor.  Kim tarafından ?

Elbette bu topu müdürü tarafından.  İşinin düzeldiğini zanneden vatandaş, yine tapuya veya icra dairesine gittiğinde  aynı ipoteğin; Yani aynı yablışlığın devam ettiğini öğreniyor.

İşte görevinİ bu şekilde yapan bir tapu Müdüründen söz ediyoruz.

Sözün Özü tapuda; Çivril Tapu dairesinde(tapu müdürü marifetiyle  tuz kokmuş.

Vatandaşın evinde olsan kokan tuz ne yapılır bunu herkes bilir.

Bunu yetkililere biz öğretecek değiliz.

Ancak şimdi açıldığı iddia edilen soruşturma..

Müdür hakkında açıldığı iddia edilen soruşturma gerçekten ciddi ise, gerçekten soruşturma açanlar durumu idare etmek, geçiştirmek yerine samimi iseler, O zaman tuzun çaresini bulurlar.

Çare bulunur ise eğer, vatandaşlar cesaretlendirilir.

Aman şikayet etsek ne olur yine aynısı oluyor. İmam bildiğini okuyor diyerek karamsarlığa sürüklenmezler.

Bakıp göreceğiz. Kokan tuza çare bulacaklar mı?

 

Aajans Matbaacılık Ve Vasım İşleri Tasarım ve Programlama: Soner Solak