Son Dakika
24 Mart 2020 Salı
30 Aralık 2019 Pazartesi, 07:45
sebahattin yaman
sebahattin yaman sebahattinymn@hotmail.com Tüm Yazılar

MUSTAFA KEMAL’E ZARAR VERİYORSUNUZ

 

 

Ana muhalefet partisini Çivril İlçe Kongresi geçtiğimiz pazar günü gerçekleştirildi.

Kongre’de partililer salonu tamamen doldurdular. Hatta salondakilerin üçte biri kadarı da ayakta idi. Parti  duayenleri, bunu aday sayısının birden fazla olmasına bağladılar. Kongre’de milletvekilleri, Belediye Başkanları ve Denizli’den gelen partililer konuşmalar yaptılar.

Denizli’den gelen konukların konuşmalarında Çivril’deki Partililerin konuşmalarına sıra gelmedi.

Çivril’e ilk defa gelip de bu kongreyi izleyen her hangi bir  vatandaş “Çivril’in hiçbir sorunu yok. Çivril kendini kurtarmış. Çivril’deki CHP’nin de sorunu yok.  Sorunsuz olan Çivril ve CHP, şimdi de ülkeyi AKP den veya Recep Tayyip Erdoğan’dan kurtarmanın topyekün savaşı için bir araya gelmişler” izlenimini edinebilir.

Çünkü konuşmalardaki hakim anlayışi sürekli iktidarı eleştirmek oldu. Sanki iktidar eleştirilince CHP’nin oyu otomatikman artacakmış gibi. Yani Türkiye’de iktidar terazinin bir gözünde, CHP diğer gözünde.

İktidar zayıflayınca otomatikman CHP’nin içinde bulunduğu terazi gözü ağır gelecek. Anlayışı hakimdi kongrede.  Halbuki bu 18 yıldır denenilen, ama bir türlü o artışın sağlanmadığı yanlış bir anlayış. Bu yanlışa devam edildi Çivril kongresinde de.

Bu yönteme ve konuşma düzenine itiraz eden ender kişilerden birisi eski Denizli Milletvekili Ali Rıza ERTEMUR oldu.

Ali Rıza ERTEMUR konuşma yöntemine itiraz etti. İtirazında da haklıydı.

Denizli’den gelenler Ülkenin genel konularıyla ilgili uzun uzun konuşmalarını yaptılar. Zaman o kadar daraldı ki, CHP Çivril ilçe örgütüne mensup partililere konuşma zamanı kalmadı.

Milletvekillerinin süresiz konuştular. dışarıdan gelenlere 5 dakika verildi, onlar 10 15 dakika konuştular. Ama ilçe içerisindeki partililere ikişer dakika gibi komik bir süre tanınması sadece demokrasi adına şeklin tanımlanması anlamına geliyordu.

Halbuki Cumhuriyet Halk Partisi gibi partilerde kongreler  konuşma yerleridir.  Kongrelerde konuşun. Denilir.

Orada da 2 dakika gibi komik zaman verilince, artık CHP’lilerin de konuşacak yeri ve zamanının kalmadığının göstergesi oldu CHP kongresi.

Partide sanki hiç yanlış yapılmıyormuş gibi davranarak, eleştiri ve özeleştiri mekanizması hiç çalıştırılmadı.

Bir başka konu ise sanki Çivril’in hiçbir sorunu yoktu çünkü yerel sorunlara kimse değinmedi.

Bir köylünün Menderes gibi son dererce önemli bir konuya değinmesine bile tahammül edilemedi.

Halbuki sorunları öteleyerek, varsa sorunları, eksikliklerin tespitini hasırın altına süpürerek hiçbir sorunun çözülemeyeceğini hepimiz bilir ve söyleriz.

Bilir ve söylerizde, bu kongrede olduğu gibi kendimiz uygulamayız.

“Hoca verir talkını, kendi yutar salkımı” sözünün doğruluğu bu kongrede bir kez daha anlaşıldı.

CHP’nin Çivril ilçe başkanı adayları da konuşmalarının büyük bir bölümünde bu kervana kapıldılar.

Sanki onlar da CHP’nin Çivril İlçe Başkanlığına değilde, CHP genel başkanlığına adaylar mış gibi konuşma yaptılar.

Sanki onlar da Çivril’in sorunlarına talip değilde, Türkiye’nin sorunlarını çözmek için aday olduklarını salona haykırdılar. “CHP genel yönetimi iktidarı eşleştirene prim vermeye başladı da biz mi bilmiyoruz”   demekten kendimizi alamadık.

Neyse ki adaylardan Ünal KARAOSMANOĞLU konuşmasının ikinci bölümünde Çivril’i unutmadığını seçilirse neler hayal ettiklerini anlatırken göstermiş oldu.

Uzunca bir süredir CHP’nin ilçe başkanı seçilen bir kişi, seçilmeden önce Çivril ile ilgili düşünceleri olduğunu, çalışma grupları oluşturduğunu ve şehirlerinin sorunlarına talip olduğunu aktarmış oldu.

Partililerine ve Çivril’lilere  bekleyip görmek düşüyor…

Bir sözümüzde CHP delegelerinin  bazılarına.

Sayıları az da olsa bazı delegeler, adeta esen rüzgara göre yön belirlemeyi “BECERİ” “SİYASETİN KURALI” kabul edip öyle davrandılar.

Uzunca bir süredir adaylardan Sayın Aysun YAZICI’nın  yanında olan, adeta onu yönlendirme uğraşı içersinde olanlar, salonda rüzgarın Ünal KARAOSMANOĞLU lehine esmeye başladığını görür görmez hemen çark ettiler.

Bazıları da hem oğlan evinde, hemde kız evinde oynamayı beceri olarak gördüler.

Bunlara bir önerim, MUSTAFA KEMAL ve onun askeri söylemlerine sığınmayın. Mustafa KEMAL ATATÜRK’e en büyük zararı siz ve sizin gibiler veriyor…

 

Aajans Matbaacılık Ve Vasım İşleri Tasarım ve Programlama: Soner Solak