Son Dakika
24 Mart 2020 Salı
06 Şubat 2020 Perşembe, 08:37
sebahattin yaman
sebahattin yaman sebahattinymn@hotmail.com Tüm Yazılar

ÇİVRİL’İ KİRLETMEYİN

 

İnsanlar başkaları tarafından beğenilmeyi çok isterler. Hatta hoşlanırlar.  Kurumlarda toplum tarafından beğenilmeyi, övgü dolu sözler duymayı çok isterler.

Yöneticilerimiz de..

Ancak istemek ayrı, pratik ise ondan daha da farklı.

Örneğin Çivril’de kamu kurumlarında keyfi davranışlar oluyorsa, cinsel tacizler oluyorsa, Bayrak Tepe’deki bayraklar parçalanıyorsa, bizim bunları haber yapmamız, kamuoyunun bunlara duyarlı olması kadar doğal bir olay yok.

Böylece kamuoyu Çivril’i bu çirkin tarafı ile tanımış oluyor. Yöneticilerimiz ise (Çivril belediye başkanımız Niyazi VURAL da buna dahil) bundan şikayetçiler.

Şikayetçiler şikayetçi olmasına ama, bunları yapan- bu olumsuzlukları ortaya koyan vatandaşlar değil; Maalesef kötü anılmaktan rahatsız olduğunu belirten kurumlar veya kurumların yöneticileri.

Güreşte Türkiye şampiyonu, briçte Türkiye şampiyonu, bilek güreşinde Avrupa’da sesimizi duyuran kızımız, turizm için çaba gösteren (yeterli veya yetersiz olduğu tartışılmasına rağmen çaba gösteren), lavanta bahçesi için çaba gösteren Belediye Başkanı veya yöneticiler haberlerimiz de olumlu olarak yer alıyorsa, bunların tersi de elbette yer alacak ve kamuoyunu meşgul edecektir.

Olumlu hareketlerin sıkça haber yapılması ve kamuoyuna aktarılması, o yöneticileri herhalde mutlu ediyordur.

Ama deve kuşu misali kafalarını kuma gömüp te “Ben yaptım oldu bitti. Benim yaptığım görülmez.” Mantığı ile adım atan yöneticilerin hareketlerini de gerek vatandaşlar, gerek herhangi bir olumsuz olayı beğenmeyen, tepki gösteren kişiler aracılığıyla kamuoyuna yansıması, o beldenin, o ilçenin veya özelinde Çivril’imizin kötü bir üne sahip olmasına neden oluyor

COĞRAFYA KADERDİR

Sıkça duyarız. “Coğrafya kaderdir”

Yani o coğrafya parçasında yaşayan insanların kaderidir yaşadıkları toprakların iklimi yaşam biçimi, kültürü..

Ancak bu kaderi değiştirmek te o coğrafyada yaşayan insanların ellerindedir ve olumsuzlukları gidermekte görevleridir.

Nasıl ki Büyük Menderes yıllarca  Söke ağların topraklarını sulamış. Çivril arkasından bakmışsa; ve nasıl ki bu arkadan bakmaya “artık yeter! Bizde topraklarımızı sulayacağız” diyerek talepte bulunmuş ve mücadele etmişse, bu mücadele sonucunda da bu topraklar sulanmış. Yani bu coğrafyanın kaderi değiştirilmişse, diğer alanlarda da aynı şey yapılabilir.

KİM NE İÇİN İSTİYOR?

Olumsuz haberler, olumsuz olaylar Çivril’in Ülke gündemine olumsuz şekilde gelince, yöneticilerimiz önce bizleri (basını)suçlarlar. Çivril’in adının kötü anılmasına neden olduğumuzu söylerler.

Zannederiz ki, Çivril’i Çivril’lilerden çok düşünüyorlar.

Halbuki o yöneticilerimizin çoğunun (bazılarını tenzih ederim)asıl kaygısı, asıl korkusu, kendi adlarının kirlenmesi, sicillerinde yöneticilik anlamında olumsuzlukların yer almasıdır.

Çivril adının kirlenmesinden, Çivril’in kötü anılmasından, Çivril’in kötü yönetilmesinden en fazla zararı bunu yapanlar değil, buna layık gördükleri Çivril Halkı zarar görüyor..

Dolayısıyl’a biz Çivril’liler olarak şunu söylüyoruz.

Bizler Çivril’liler, İlçemizin adının kötü anılmasını istemiyoruz. Bizlere bunu layık gören yöneticilerimizi de istemiyoruz.

Unutulmamalıdır ki, bu İlçeden yıllardır yöneticiler gelip gitmektedirler.

Bu yöneticiler Çivril’den ayrıldıklarında “Çivril” diye bir sorunları kalmamış oluyor. Ama Çivril’de yaşayan ve Çivril’in asıl sahipleri, bu coğrafyayı kader bilmiş kişiler olan sessiz çoğunluğun, yaşamı boyunca Çivril diye bir derdi vardır.,

Çivril sorumluluğu asıl onlarındır. O nedenle  bizler yöneticilerimize şöyle diyoruz.

ÇİVRİL’İ, ÇİVRİL ADINI KİRLETMEYİN.

 

Aajans Matbaacılık Ve Vasım İşleri Tasarım ve Programlama: Soner Solak